MATEMATİGE DUYULAN ÖN YARGIYI KIRMAK ARTIK MÜMKÜN!!
Ön yargıları parçalamak, atomu parçalamaktan zordur…” Albert Einstein
Matematik konusunda çokça yaygın şehir efsaneleri mevcuttur günümüzde. Belki de sizin ve çocuklarınızın matematiğe bakış açısı bu efsanelerden olumsuz etkilenmiş olabilir…
Gelin bir göz atalım bu efsanelere…
Bazı insanlar matematik genlerine sahiptir, bazıları ise değildir.
Matematik becerisi için herhangi bir gen yatkınlığının varlığını gösteren hiçbir araştırma yoktur. Aslında, birçok kültürde de, “matematik geni” olduğu fikri bile mevcut değildir.
Bir öğrencinin yeni bir kavramı kolaylıkla öğrendiğini görmek mümkündür. Görmekte yetersiz olduğumuz şey, çocuğun okul hayatından önce, matematik ile alakalı ilgisini ve becerilerini şekillendirebilen tüm deneyimleridir.
Çoğu çocuk, okul dışında oynarken çevresiyle matematik hazır bulunuşluklarını da deneyimler. Bu deneyimler bazı çocuklar için doğal gibi görünür. Tersine, bu deneyimleri ilk etapta yaşamayan çocuklar ise, “matematik geni” yokmuş gibi görünürler.
Demek ki okul öncesi çağda düşünmeye, anlamaya sevk edici oyunlar oynamaları çocukların okul hayatlarında matematik becerilerine de katkı sağlıyor.
Sonuç: Matematikte diğerlerine göre daha fazla çaba gösterdiklerini fark eden öğrenciler kendilerinde “matematik geni” olmadığını düşünerek baştan vazgeçerler. Üstüne de “Zaten evdekilerde matematiğin zor olduğunu söylüyor, hatta babamın lisedeyken matematiği birmiş” cümleleri ön yargının üzerine de turp sıkar. Yelpazenin öteki tarafındaki kendilerinde matematik geni olduğuna ikna olmuş çocuklar için bu durum yeni kavramları öğrenme çabası başladığında nasıl olsa genim var, er geç yaparım zihniyetinden dolayı en kısa zamanda öğrenmeyi bırakmalarına sebep olduğu için ironik ve kötü bir durum teşkil eder.
Çözüm: Çocuğunuza gayret etmenin, öğrenmenin gerekli olduğunu ve çaba göstermeksizin kimsenin başarılı olamayacağını hatırlatın. Bir çocuğun hiçbir piyano dersi almadan Beethoven’ın 5. Senfonisini çalmasını beklemediğiniz gibi, matematiğinde hiçbir çaba gösterilmeden öğrenilmesini beklememelisiniz.
Çalışmak, her şeyi fetheder.
Erkekler kadınlardan matematikte daha iyidir.
Birinci maddeye yakın bir önyargıdır, zira erkeklerin matematikte kızlardan çok daha iyi oldukları fikrini destekleyen hiçbir araştırma bulgusu en azından şu ana kadar yoktur.
Hatta kız çocukların matematiğe erkeklerden daha çabuk ilgi duyduğunu biliyoruz. Ancak kızlar, kadın rol modellerinden (anneler ve öğretmenler) örtük O olumsuz bir şekilde etkilenebilirler. Ayrıca kız çocuklar ezberlemekten ziyade, yaparak görerek öğrenmek konusuna daha başarılıdırlar ki matematik eğitiminin en temel sorunlarından birisi konunun somutlaştırılmasında eğitmenlerin yetersiz kalmasıdır.
Sonuç: Kızlar yukarıdaki nedenlerden dolayı muhtemelen daha çok “Ben matematiği yapamayabilirim.” ya da “Matematiği sevmiyorum.” der ve vazgeçer. Bu, kızları, erkenden, matematik öğretiminin gerekli olduğu bilim ve mühendislik alanlarında kapatır.
bir ebeveyn iseniz, BUNU KENDİNİZE SAKLAYIN! Daima matematik hakkında pozitif tutum sergilemeye çalışın. En azından, O başarabileceğine inanıp, ön yargısını yıktığını görene kadar…
“Cahillerdir kadından üstün olduklarını sananlar.” Mevlana




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder